Belden Ayağa vuran ağrı
Belden Ayağa vuran ağrı
Uzun zamandır
bel ile ilgili bir sorunum yokken geçenlerde aşırı derecede poşet ve laptop çantamı taşımamın ertesi günü belimde başlayan şiddetli ağrı sol ayağıma kadar vuruyordu, yürüme konusunda da zorluk çekmem birçok şeyde hareketlerimde dikkatli olmamamı sağladı ve şuan için durumum oldukça iyi bel ağrısı gibi bir durum söz konusu değil, bu süreç içinde size yapmanız gerekenler hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Bel fıtığı hastalığı bulunmayanlarda ağır kaldırmadan sonra çıkan belden ayağa vuran ağrıya çözüm olarak akşamları bel korsesi ile vücut kısmını daha sıkı tuttum, ve düz yatmaya çalışarak daha fazla zarar görmeyi engelledim. Sıcak su ile yıkadığım zaman bölgede gecici rahatlama hissi ortaya çıktı, Kas gevşetici kremlerin bir faydasını görmedim.Oturmalarıma ve kaldırdığım yükün ağırlığına önem gösterdim.Bu anlattığım uygulamayı 4-5 güne yaparsanız yavaş yavaş bu durumun ortadan kalktığını göreceksiniz.
Ağız Kokusuna Neden Olan faktörler
Ağız Kokusuna Neden Olan faktörler
Bir ortamda
rahat bir şekilde hareket etmenizi ve nefes alıp vermelerinizde arkadaşlarınızın üzerine doğru gelmesinden, ağız kokunuzun insanları rahatsız etmesinden telaşlanıyorsanız, öncelikle ağız kokusuna neden olan unsurları bir araştıralım. Diş doktorlarının hastalarının sıklıkla ağız kokusundan şikayetçi olduklarını ve bayanlarda bu durumun daha fazla olduğunu belirtmelerine farklı bir bakış acısı ile çözüm bulmaya çalışalım. Ağız kokularının birçok nedeni vardır, bazen yediğimiz yiyeceklerin kokusuda buna neden olabilir.Ağız bakımına özen göstermediğimiz taktirde dişlerimizde iltihaplanma ve çürüme yanı sıra tartar gibi durumlar sıklıkla ortaya çıkar, buda ağız kokusuna neden olduğundan düzenli olarak diş ipi ve diş macunu ile ağız bakımımızı düzenli bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekir.
Ağız Kokularını 2 kısımda inceleyebiliriz?
Alınan gıdalar ve içeçekler nedeni ile gecici olan ağız kokusu
Anerop bakterilerin neden olduğu kalıcı ağız kokuları
Ağız Kokusu Nedenleri ?
Süt,Ayran ve yoğurtlu yiyecekler gecici ağız kokusu yapabilmektedir, kalıtsal olarak kokuya neden olan faktöreler ise ; diş çürükleri,diş eti hastalıkları,iltihaplanmalar,protez işler veya ağızın aşırı derecede kuru kalması bunun nedeni olabilir.
Tükürük miktarının azalmış olması ağız kısmının daha çabuk kurumasına neden olur böylelikle, Dil üzerinde oluşan sülfir bileşenlerini yıkama görevini yerine getiremeyen tükürük ağız kokusunun artmasına neden olur.
Sağlıklı kişilerde dahil sabah uykudan kalktıktan sonra ağızınızda kötü kokuların olmasıda gece geç yenilen yemeğin veya ağız kısmında kalan yemek artıklarınında nedenlerinden olabilir. Uzmanların uyarısına göre akşam geç yemek yememeli veya dişlerinizi fırçalamadan yatmamalısınız.
Sinizüt,polip gibi burun yolu hastalıklarıda kötü koku oluşmasına neden olabilir.
Cinsellik esnasında, cinsel isteksizliğe yol açabilir. Toplumda her 4 kişisden birinde ağız kokusu durumu görülebilir.
Ağız Kokusu Tedavisi nasıl olmalıdır ?
- Kokunun kaynağı belirlenerek çözüm yolları araştırılabilir, Günde 3 defa yapılan diş temizliğine ek olarak, dil temizliği de yapılarak 1 hafta sonra ağzınızdaki kokununun durumuna bakarak kokunun kaynağını araştırabilirsiniz.
- Yumuşak kıllı bir fırça kullanmak da önemlidir ve diş fırçanızı her üç – dört ayda bir değiştirmelisiniz. Ayrıca dişlerinizi en az altı ayda bir temizletmelisiniz. Bu işlemler iyi bir ağız hijyeni için gereklidir.
- Bir çare de taze maydanoz veya nane yaprakları, karanfil, rezene kullanmaktır. Ancak, bu sadece geçici bir çözümdür. Özellikle sarımsak, soğan veya balık gibi yiyeceklerden sonra Maydanoz, nane gibi, bitkilerdeki klorofil maddesi ağız boşluğundaki bakterileri öldürür.
- Suya biraz limon damlatın veya limon suyu ile ağzınızı çalkalayın
- Kızılcık suyu bakterilerin ağız içinde oluşmasını önler.
- Karbonatlı su ve tuzlu su hazırlayabilir bu suyla gargara yapabilirsiniz ve dil fırçaları ile fırçalayabilirsiniz.
- Sigara ve dumanlı şeylerden uzak durmak gerekmektedir.
- Diş ipi ile arada kalan yiyecek artıklarını temizleyebilirsiniz.
- Aşırı şeker tüketimini azaltarak, bir çözüm yolu arayabilirsiniz.
- Ekstra olarak ağız spreyleri veya naneli tarz şekerlerde ağız kokunuzu azaltacaktır. Hastaların sıklıkla sonuçlanan sorunları arasında diş çürükleri ön plandadır.
Astım Nedir Belirtileri nasıl anlaşılır
Astım Nedir Belirtileri nasıl anlaşılır
Astım Nedir & Astım Belirtileri
Genç nesillerde sıklıkla görülen Astım kuru ve inatçı bir şekilde öksürük yaparken nefes alıp vermede boğaz kısmında hışırtıya sebep olur.Hırıltılı bir şekilde nefes alıp vermede zorlanabilirsiniz, Astım çeşitleri oldukça fazladır, bazı kişilerin alerji derecelerine göre hastalık düzeyleri belirlenmektedir.Aşırı öksürük sırasında astım hastalarında bayılma gibi bir durum ortaya çıkabilir.
Astım olan kişilerin balgamları az miktarda sünecek şekilde olmasına rağmen kişi bunu vücuttan attığı taktirde büyük bir rahatlık duyacağından balgam sökücü bitki çaylarını kullanmaları tavsiye edilir.İnsanoğlu yaşamını sürdürebilmesi için düzenli olarak hava alıp vermelidir, bu işlemi sağlayan yapıya bronş adı verilmektedir.Aşırı derecede bronşların kasılması sonuçu astım ortaya çıkar.
Astım’ın en büyük nedenleri ?
Çevresel doğa olayları ve kirli havanın olduğundan fazla olması
Aile’den gelen kalıtsal genler nedeniyle birçok aile bireyinde bu durum görülebilir.
Aşırı derece alerjiniz olan maddeler ile temasınız astımın hızlanmasında etkilidir. Çiçek,Polen,Toz,Koku gibi kavramlar,
Nem astımı tetikleyen en büyük etkenler arasındadır,astım hastalarının çoğunluğu soğuk hava nedeniyle bu hastalıkla karşılaşmıştır.
Bazı maddeler vücutta kimyasal reaksiyona yol açmaktadır.Kömür,Sigara dumanı,Tebeşir tozu,Parfüm,oda kokuları gibi…
Aşırı derece tozlu ortamlarda kalmanız,toz böceklerinden zarar görmenize neden olacaktır.
Aşırı derece Jöle veya Parfüm kullanmanın yanı sıra Rütübet olan ortamlarda günlük yaşantınıı geçirmeniz astım hastalığının en büyük nedenleri arasında bilinmektedir.
Astım hastalığını tetikleyen etmenler ?
Sigara
Toz Böcekleri
Ev Hayvanları
Hamam böcekleri
Ev Küfü
Polen veya Açık Hava Küfleri
Soğuk Algınlığı ve Enfeksiyonlar
Astım Kaç Çeşittir ?
Alerjik
Mevsimsel
Alerjik olmayan
Astım Hastalığına Tanı nasıl konulur ?
Öncelik ile doktor sırtınızı dinleyerek nefes alıp, vermenizde hışırtı varsa bunu astım hastalığının başlangıcı olarak nitelendirdikten sonra, akciğer rötgeni çektirmeniz için sizi yönlendirir, sigara kullanıp, kullanmadığınız çok önemlidir. Son zamanlarda doktorlar 15 tane astım için önemli olan alerjik test yaptırarak nelere alerjiniz olduğunu ortaya koyar. Genç yaşlarda belirlenen hastalığın önüne geçmek daha kolaydır.
Nasıl Tedavi Edilir ?
Belirtileri kontrol altına almak ve bunu sürdürmek,
Egzersiz dâhil normal aktivite düzeyini sürdürmek,
Akciğer fonksiyonlarını olabildiğince normale yakın düzeylerde tutmak,
Astım ataklarını önlemek,
Astım ilaçlarının istenmeyen etkilerini önlemek.
Astım durumunu tetikleyen madde ve dumanlı havalardan korunmak
Kullanılan İlaçlar
Hastalılığın ilerleme durumuna göre nefes açma özelliği bulunan spreyler kullanılır,
Belden Ayağa vuran ağrı
Belden Ayağa vuran ağrı
Uzun zamandır
bel ile ilgili bir sorunum yokken geçenlerde aşırı derecede poşet ve laptop çantamı taşımamın ertesi günü belimde başlayan şiddetli ağrı sol ayağıma kadar vuruyordu, yürüme konusunda da zorluk çekmem birçok şeyde hareketlerimde dikkatli olmamamı sağladı ve şuan için durumum oldukça iyi bel ağrısı gibi bir durum söz konusu değil, bu süreç içinde size yapmanız gerekenler hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Bel fıtığı hastalığı bulunmayanlarda ağır kaldırmadan sonra çıkan belden ayağa vuran ağrıya çözüm olarak akşamları bel korsesi ile vücut kısmını daha sıkı tuttum, ve düz yatmaya çalışarak daha fazla zarar görmeyi engelledim. Sıcak su ile yıkadığım zaman bölgede gecici rahatlama hissi ortaya çıktı, Kas gevşetici kremlerin bir faydasını görmedim.Oturmalarıma ve kaldırdığım yükün ağırlığına önem gösterdim.Bu anlattığım uygulamayı 4-5 güne yaparsanız yavaş yavaş bu durumun ortadan kalktığını göreceksiniz.
Alkolün Vücuda Verdiği Zararlar
Alkolün Vücuda Verdiği Zararlar
İçildikten sonra
insanlar da farklı etkilere sebeb olan alkoller arasında en çok bira,rakı,vodka türü içeçekler tüketilmektedir. Dinen yasak olan içkiler alkol oranlarına göre insanı etkilemektedir.Vücut bağışıklık sistemine büyük zarar vermesinin yanı sıra bağımlı yapıcı bir özelliği bulunmaktadır. Kişinin fiziksel sağlığını bozmanın yanı sıra, ruhsal olarakta farklı etkileşimler ortaya çıkarmaktadır. Haberler de sıklıkla görmeye alıştığımız kazaların en büyük sorunu alkoldür, çünkü insanın reflekslerini oldukça zarar vererek, kişide uyuma ve baş dönmesi yapabilmektedir. Aşırı derecede alkol almış biri ne yaptığının farkında değildir, bu nedenle suç işleme oranı oldukça fazladır. Küçük yaşlarda Ankara’nın ulucanlar semtinde bulunan caminin duvarın da yazan “İçki, bütün kötülüklerin anasıdır.” cümleside oldukça mantıklı olduğunu burdan anlayabiliriz. Karayolları yönetmenliğine göre içkili araç kullanmak yasak olmasına rağmen, günümüzde bu durum fazlasıyla yaşandığından ölümcül sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.
Ne gibi zararları vardır ?
İnsan vücutunda en çok hasas gören alanların başında beyin gelmektedir.Mantıklı bir şekilde düşünmeyi engelleyen alkol karar alma ve mantıklı düşünmeyi engelleyerek beyni kullanım dışı bırakmayı hedeflemektedir. Beyin hücrelerini öldürme özelliği bulunduğundan erken yaşlanma ve unutkanlığın en önemli nedenleri arasında gösterilir.
Uyku sorunları ve ne kadar çok uyunsa bile vücutta aşırı bir dirençsizlik gözlenebilir,Kolonya maddesinin daha fazla alkol kullanılarak yapılması nedeniyle bazı kişiler kolonya’yı tüketmeye başlamışlardır ve sonuç olarak derecesi fazla olduğundan kesin körlüğe giden sonuçlar ortaya çıkarmıştır.
Gastrit ve ülser sorunu ortaya çıkarmaktadır, bazı kişilerde aşırı fazla içildiği taktirde reflü hastalığının habercisi olarakta gösterilebilir.
Vücutun aşırı su kaybetmesi yanı sıra baş ağrısı ve ağız kuruması yapmaktadır.
yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserlerinin en önemli nedenlerinden biridir.
Kadınlarda adet düzensizliği, erkeklerde iktidarsızlık yani sertleşme sorunları ve anne karnındaki bebeklerde de çok ciddi fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açar.
Kalp hastalıklarının neden olan, ve bazen habelerde günde bir şarabın kalbe iyi geldiğini sölemeleri de oldukça saçma olarak düşünüyorum.
Alkol ve ilaç aynı anda kullanıldığında ölümlere sebep olabilmektedir. Vodka içeçeği ile sıklıkla tüketilen enerji içeçekleri kalp krizine yol açmasına rağmen birçok kişi umursamadan kullanıma devam etmektedir. Az veya çok içilmesi vücuta verilen zararı değiştirmemektedir, bu nedenle alkolün vücüda verdiği zararları göz önünde bulundurmak fayda var.
Menopoz Sonrası Kadınlar İçin Gerekli Vitaminler Nelerdir?
Menopoz Sonrası Kadınlar İçin Gerekli Vitaminler Nelerdir?
Menopoz sonrası dönem, kadınlar için çok hassas bir dönemdir. Bu dönemdeki kadınlar kendilerine çok dikkat etmelidir. Gerekli multivitaminlerin alınmasıyla bu dönem çok daha rahat atlatılabilir.
Menopoz belirtileri, genellikle kendilerini 45 yaşından sonra göstermeye başlar. Menopoz her kadının yaşayacağı doğurganlık döneminin bittiği bir dönemdir. Biraz üzücü olsa da, menopoz bir hastalık değildir. Menopoz her kadının yaşamının bir döneminde geçireceği bir süreçtir. Kadınlar bu dönemde fizyolojik ve psikolojik değişimler geçirirler. Bu dönem tıpkı ergenlik gibi yaşanmak zorunda olan bir dönemdir. Menopoz süresi öngörülebilir değildir, her kadında değişken bir süreçtir. Bazı kadınlar için menopoz fazı 2-3 yıl sürerken, bazı kadınlar da 8-9 yıla kadar uzayabilir.
AAN3PY
Menopoz başladığında, vücudumuzda doğal olarak üretilen östrojen hormonunun üretimi azalır. Östrojen güç veren, kemiklerin sağlamlaşmasını sağlayan ve onların sağlıklı kalmasını sağlayan hormondur. Ancak östrojen ortadan kalktığında kemik sağlığını korumak kadınlar için çok önemli bir hal alır. Östrojenin azaldığı bu dönemde kadınlar bir çok değişime maruz kalmaktadır. Düşen östrojen seviyelerine bağlı olarak, kemikleri korumak ve sağlığını devam ettirebilmek için multivitaminlere ihtiyaç doğar.
Kadınlar için günlük gerekli vitamin ve vitaminlerini kazandırarak kemik sağlığını korumaya yardımcı besin takviyeleri vardır. Osteoporoz ve artrit bu aşamada kadınların karşılaştıkları en önemli kemik sorunlarından bazılarıdır. Bu multivitaminler aynı zamanda kalp hastalıklarından korumada da yardımcıdır. Bazen vücut fonksiyonlarındaki bozulmaların vitamin ve mineral eksiklikleri nedeniyle gerçekleştiğini fark etmek çok zor olabilir. Vücutta gözlenen bu problemin tek sorumlusu da bir mineral ya da vitamin olmayabilir. Örneğin, büyük bir çoğunlukta vücutta yetersiz kalsiyum seviyelerine bağlı olarak osteoporoz gözlenirken, osteoporozun tek sorumlusu bu olmayabilir. Kemik sağlığını korumak için ayrıca magnezyum, çinko, C ve D vitaminleri gibi maddeler de gereklidir. Sebep bunlardan başka birinin eksikliği de olabilir. Yani tek bir vitamin sorunlarınızın çözümü olmayabilir, size gereken günlük alacağınız multivitaminlerdir.
Menapoz Sonrası Gerekli Multivitaminler
4549_vitamin
Kalsiyum:
Kalsiyum menopoz sonrası dönem için en gerekli minerallerden biridir. Kalsiyum kemik sağlığını korumak için gereklidir böylece osteoporozun önlenmesinde yardımcıdır. Vücudunuzda kalsiyum azaldığında depolanmış kalsiyumdan gerekli olan kullanılır. Ancak beslenmenizde kalsiyum eksikliği varsa depo kalsiyum azalır ve bu da osteoporoza yol açar. Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı kemikler, sağlıklı kemikler için de kalsiyum şarttır. Kalsiyum ayrıca kasların kasılması için gereklidir en çok da kalbin kasılabilmesi için önemlidir. Süt ürünleri ve yeşil yapraklı sebzeler bu nedenlerle beslenmenizde yer alması gereken gıdalardır.
Demir:
Menapoz sonrası kadınlarda demir düzeyleri artmaktadır. Ancak demir eksikliği kadınların menapoz sonrasında hala daha karşılaşabildikleri bir problemdir. C vitamininden zengin besinler vücudun demir emilimini arttırırlar. C vitamini takviyeleri demir eksikliğinin önlenmesinde yararlı olabilir.
D vitamini:
Normal kalsiyum metabolizmasını sürdürmek ve kemik sağlığını korumak için D vitamini şarttır. D vitamini eksikliğinde kadınlar ciddi kemik kırıkları riski altındadır. Obezite ve gelişen koyu lekeler D vitamini eksikliğini gösteren işaretlerden bazılarıdır. Menapoz sonrası kemik sağlığını korumak için günde 400-800 ünite kadar D vitamini takviyesi alınması yararlı olmaktadır.
Omega-3 yağ asitleri:
Omega-3 yağ asitleri vücudumuzda üretilmez ve tabletler ya da besinler ile dışarıdan alınmalıdır. Kalp hastalıkları, kanser ve artrit gibi hastalıklar omega-3 alımıyla ortadan kaldırılabilir. Menapozun en önemli belirtileri olan depresyon ve sıcak basmalarına en iyi gelen besin takviyesidir.
Belirli bir yaştan sonra vücudumuzda B-12 vitamini emilimi azalır. B-12 vitamini eksikliği anemiye bile neden olabilir. B-12 vitamini eksikliği yaşayanlar diyetlerine et, balık, kümes hayvanları, yumurta ve süt gibi besinleri dahil etmelidir. Ayrıca günlük 2.5 mg B-12 vitamini içeren tabletlerde bu dönemde oldukça faydalıdır.
Multivitaminleri kullanarak kemik sağlığınızı koruyacak ve bu menapoz dönemini gülümseyerek atlatacaksınız.
Şeker Yedikten Sonra Yorgunluk Hissi Neden Oluşur?
Şeker Yedikten Sonra Yorgunluk Hissi Neden Oluşur?
Dondurma veya pasta yedikten sonra her zaman bitkin ve yorgun mu hissediyorsunuz? Şeker yedikten sonra yorgun hissetmenizin arkasındaki nedenler nelerdir? Hepimiz tatlıları çok severiz ve genellikle tat tomurcuklarımızı mutlu etmek için yeriz. Bazen tatlı krizine gireriz ve başka hiç bir yiyecek bu isteğimizi bastıramaz. Yediğimiz zaman ise çok mutlu oluruz. Ancak tatlı yemek bazı kişilerde ters etkilere neden olabilir. Şeker yedikten sonra oluşan bu yorgunluk hissinin nedenlerinden bazıları aşağıda verilmiştir.
Altta Yatan Nedenler:
*Homeostaz:
Şekerin vücuda anında enerji sağladığı ile ilgili bir efsane vardır. Gerçek şu ki; bir kişi şeker tükettiği zaman kan şekeri seviyesi yükselir. Daha sonra pankreas vücutta homeostazı sağlamak veya kan şekeri seviyesini sabit tutmak için insülin üretir. Bu da kişiyi yorgun hissettiren, kan şekeri düzeylerinde ani bir azalmaya neden olur. Şeker yedikten sonra yorgunluk vücudunuzun artan şeker seviyesine doğal cevabıdır. Bu yorgunluk çoğu zaman şeker seviyeleri normale döndüğünde kendiliğinden geçer. Bu yorgunluktan kaçınmak için aldığınız şeker miktarını kısıtlamalısınız. Rafine karbonhidratlar içeren ekmek, makarna ve pirinç gibi gıdalardan kaçınılmalıdır. Düzenli saatlerde ve dengeli beslenmeye çalışın. Şok diyetler gibi köklü değişikliklerden kaçının.
*Seratoninde Dengesizlik:
4548_yorgunluk Serotonin, beynin bir bölgesinden diğerine sinyalleri ileten bir kimyasaldır. Uyku, iştah ve bellek gibi vücut fonksiyonları ile alakalı beyin hücrelerini etkiler. Bir kişi şekerden zengin gıdalar yediğinde vücudun doğal tepkisi başlar. Kan şekeri seviyesi arttıkça pankreas onu dengelemek için insülin salgılamaya başlar. Bazı insanlarda insülin üretimi fazla görülmektedir. Buda “triptofan” adlı protein yapı taşının oluşmasına neden olur ve bu madde beyine doğru ilerler. Triptofan beyinde bulunan hidroksilaz ile birleşerek serotonine dönüşür. Serotonin dengesinin bozulması, vücutta halsizliğe ve tatlı yedikten sonra uykunun gelmesine neden olur. Buda şeker yedikten sonra hissedilen yorgunluğun bir başka nedenidir.
*Reaktif Hipoglisemi:
Şeker yedikten sonra yorgunluğa kalp çarpıntısı, sinirlilik, baş dönmesi, sersemlik, baş ağrısı, terleme, uykusuzluk ve panik atak gibi diğer belirtiler eşlik ediyorsa reaktif hipoglisemi yaşıyor olabilirsiniz. Bu durum diyabetik ve diyabetik olmayanlarda da görülebilir. Bir reaktif hipoglisemik şeker ya da şekerden zengin gıdalar tükettiğinde pankreası aşırı insülin üretir. Bu da kan şekerinin çok hızlı düşmesine neden olur ve yorgunluk oluşur.
*Prediyabet:
Prediyabet bir kişinin kan şekerinin normalden yüksek olması ancak tip 2 diyabet olacak kadar yüksek olmaması durumudur. Şeker yedikten sonraki yorgunluğun bir diğer nedeni de prediyabet olabilir. Bu durum pankreas az insülin ürettiği için ya da vücut pankreas tarafından üretilen bu insülini kullanamadığında ortaya çıkar. Prediyabet, fazla kilo verilerek ve şekerli yiyeceklerden kaçınarak önlenebilir. Ancak bu durum gözardı edilirse, tedavi edilmezse tip 2 diyabete dönüşebilir.
Eşlik Eden Semptomlar:
4548_reaktif_hipoglsemi
Şeker veya şekerli gıdalar yedikten sonra oluşan yorgunluk hissine eşlik edebilen diğer belirtiler, kişiden kişiye farklılık gösterir. Bir kişi bu belirtilerden bir ya da birkaçını yaşayabilirken bazıları da hiç birini göstermeyebilir. Bunlardan sık görülen bazıları;
*Konsantrasyon güçlüğü: Sinirlilik, sersemlik gibi nedenlerle bazı insanlar konsantre olmada güçlük yaşayabilirler. En basit işleri gerçekleştirirken bile zorluk yaşayabilirler. Ayrıca hipoglisemiden muzdarip olanlar baş ağrısı, titreme ve halsizlik de yaşayabilirler.
*Mide sorunları: Zayıf bir sindirim sisteminiz varsa şekerden zengin gıdalar yemek irritabl bağırsak sendromuna yol açabilir.
*Baş dönmesi: Aşırı miktarda şeker tüketimi sonrası yorgunluğa eşlik eden en sık görülen belirtidir.
Kaçınmanız Gereken Gıdalar:
4548_pankreas (1)
Yukarıda da belirtildiği gibi, kan şekeri düzeyini sabit tutmak için şekerli ve karbonhidratlı gıdalardan kaçınmanız gerekir. Eğer şekerli gıdalar yedikten sonra yorgunluktan kaçınmak istiyorsanız, tüketmemeniz ya da daha az tüketmeniz gereken besinlere bir göz atın.
-Meyve ve sebze suları
-Mısır ürünleri (mısır cipsi, mısır ekmeği, patlamış mısır)
-Süt ve süt ürünleri
-Şekerlemeler (kek, çikolata, şekerleme, kurabiye, hamur işleri)
-Meyve (muz, incir, üzüm, portakal, kayısı, elma, ananas)
-Karbonhidrattan zengin yiyecekler (pizza, makarna, patates cipsi)
Önleyici Tedbirler:
-İlk ve en önemli şey bol su içmektir. Susuz kalmak aşırı şeker yedikten sonra oluşan yorgunluk hissinin en önde gelen nedeni olabilir.
-Baharatların şeker isteğini azaltan özellikleri vardır.
-Hemen hemen her tür sindirim hastalığının çözümü az az ve sık sık yemektir. Bu sindirim için çok fazla enerji harcanmasını engelleyerek sindirim sistemi üzerindeki baskıyı azaltır.
-Diyetinize daha fazla lifli gıda, daha az karbonhidrat ekleyin.
-Rutin egzersiz de şeker yedikten sonra oluşan yorgunluk deneyimini önlemek için iyi bir yoldur.
Şeker yedikten sonra zaman zaman yorgunluk yaşamanız sık rastlanan bir durumdur, endişelenmenizi gerektiren bir şey yoktur. Ancak bu durumu sık sık yaşıyorsanız ve semptomlar şiddetliyse bir doktora görünmeniz ve gerekli tedaviyi almanız önemlidir.
Kanserden Koruyan Besinler!
Kanserden Koruyan Besinler!
NAR: Kanser konusunda yapılan son araştırmalara göre narın bu hastalığa karşı oldukça etkili olduğu ortaya çıktı. Kobay olarak kullanılan kanserli falerde nar meyvesi %30'a varan iyileşme sağladı. Kış ayının başlarında üretilmeye başlanan narın kanserden korunmak için bir numaralı besin olduğu söyleniyor.
KURU BAKLAGİLLER: Saymakla bitmeyecek derecede vücuda faydası olan kuru baklagiller özellikle prostat ve meme kanserine karşı son derece olumlu sonuçlar vermektedir. Kuru baklagillerden özellikle nohutun kansere düşman bir besin olduğu tüm hekimlerce onaylanmış bir gerçektir.
YABANMERSİNİ: Sık tüketilmesi neticesinde vücudu kansere karşı dirençli hale getirebilen yabanmersini özellikle karaciğer kanseri ve rahim kanserine karşı oldukça etkilidir.
BALIK: Pek çok hastalığa iyi gelen bir diğer besin maddesi olan balık özellikle omega 3 yağı sayesinde kansere karşı da son derece etkili bir besin olma özelliği kazanıyor. Sofralarınız için özellikle omega 3 açısından zengin olan balık türlerini seçmeniz vücudunuzu kansere karşı direncini arttıracaktır...
Uykunun Beyin Sağlığı İçin Yeni Bir Önemi Keşfedildi
Uykunun Beyin Sağlığı İçin Yeni Bir Önemi Keşfedildi
Kendinizi
iyi hissetmenize rağmen burun akması yaşayabilirsiniz. Bu hasta olduğunuzun göstergesi olmayabilir. Her burun akıntısı için doktorunuza başvurmanız gereksizdir. Bazı yöntemlerle dönemsel olarak normal karşılanan burun akıntısı vakıasından kurtulabilirsiniz. Çeşitli alerjiler sebebiyle burnunuz sık sık akabilir. İnsan burnundaki sıvıyı salgılayan organın şişmesi sonucu görülen bu durum zaman zaman size zor anlar yaşatabilir. Bu durumdan kolay ve sorunsuz kurtulabilmek için aşağıdaki önlemleri almanız yeterli olacaktır...
- Eczanelerde alerjiler ve hafif soğuk algınlıkları için reçetesiz bir şekilde satılan antihistaminler vardır. Bunlardan kullanarak bu sorundan kurtulabilirsiniz.
- Uyuduğunuz odayı sık sık havalandırın ve nemlendiriciler kullanmayı deneyin. Aşırı kuru hava burun akıntısını arttıran etkendir.
- Burnunuza ılık su ve tuz karışımı damlatarak akıntıyı aza indirebilirsiniz.



























